27 Eylül 2012 Perşembe

Anladım...


Bütün iklimleri üstümde hissediyorum.
Kasıp kavuran sıcaklığın
Buz tutturan o zemheri ayazın
Kemiklerimde ayarsız bir bahar esintisi
Bir şey var bilmiyorum ki nasıl tarif etsem.
Ağız dolusu hıçkırık
Sular seller gibi bir ağlayış
Gırtlağa çökmüş keskin bir üzüntü…

Öyle mahcubum ki kendime.
Acımamışım meğerse hiç kendime
Şimdilerde anlıyorum neden akmıyor bazı bölgelerime kan
Şimdi anlıyorum neden hibe edilmek zorunda sol tarafım
Ağlamak nefesimi tuta tuta
Ne demekmiş anca anladım…

14 Ağustos 2012 Salı

Bazen Bekler İnsan


Bekler, beklenti içine girer bazen insan…
Ama karşılık olsun diye değil.
Ben verdim şimdi alma zamanı demek için değil.
Ektim biçmek hakkım demek için değil…

Bilmek için…
Sevgime vereceğin hakkı görebilmek için.
Gördüğümle sevinip seni daha çok sevebilmek için.
Belki sadece sevdiğim için…

Bekler bazen insan.
Karşılık olsun diye değil.
Ben enayi miyim diye hayıflanarak değil
Çabamın boşa gitme korkusundan değil
Sadece daha çok yüreklenmek için.
Daha çoğu için daha çok sebep olsun diye.

Bazen bekler insan.
Aldığı çiçeğin karşılığını…
Yazdığı bir yazının alt satırını
Sorduğu sorunun cevabını

Bencillik için değil.
Kavga etmek için değil.
Dönüp gitmek için hiç değil…

Masumca bekler bazen insan…

Amak-ı Hayal

3 Ağustos 2012 Cuma

Sevmek Neymis Bir Gün Anlarsin

Ayrılık

Uyanmıyorsun uykularından
Senide benim gibi uyandıran huzursuzlukların yok
Telaşlanmıyorsun böyle ne olucaz diye
Yastığın gerçeklerden daha rahat geliyor
Benim kâbuslarım yetmiyor telafiye

Dingin tavırlarınla aşamayız bu sefer
Huzursuzluğun anlamsız huzurunda yaşayamayız.
Alıp da elimize renkleri
Avuç avuç geçmişi boyayamayız.

Sen uyudukça açılan mesafeler
Sen sustukça biriken geçmiş
Ve sen durdukça hızla yaklaşan ayrılık…

Hepsinin içinde hiçbir şey olmaya gönüllü gibi
Vazgeçmiş gibi
Sen zaten çok öncesinden terk etmişsin gibi…


Amak-ı Hayal

13 Mayıs 2012 Pazar

Kendini Tekmeliyorsun Olabildiğince

Hüzünlere sarıyorsun kendini.
Anlayışsızdır hüzünler.
Acımıyorsun kendine.
Ne zaman öfkelensen sebebine değil hayata sinirleniyorsun.
Kendini tekmeliyorsun olabildiğince…

En büyük acımasızlığı acıdığın insanların haksızlığıyla yapıyorsun kendine.
Biliyorsun…
O yüzden kendi tekmelerinin acısıyla kan tükürüyorsun.
Renklerin önemi yok,
Senden gidenlerinde…



Amak-ı Hayal

1 Mayıs 2012 Salı

Biliyor musun?


Yalnızım biliyor musun?
Hem de ölesiye bir yalnızlık
Tenime kefen değmiş gibi ürperti içindeyim
Kocaman boşluklardan flu bir derinliğe atlar gibiyim
Atlamak olmadı daha çok kendimi bırakmış bir hal içindeyim

Anlar mısın bilmiyorum
Bazen her şeyden arınırsın
Son gününmüşçesine bir hafiflik sarar bedenini
Her ne kadar hafiflesen de bırakmaz burukluk içini
Ne kadar ağlarsan o kadar arınamazsın
Her bir yanından sevimsiz kabuklar kalkar
Hiçbirini kapatamazsın.

İşte öyle bir yalnızlığın karnı aç çocuğuyum ben
Derdini anlatmakta zorlanan
Tek başına yalnızlığının altından kalkamayan
Tercihsiz yalnızlıklar içindeyim.
Bir yanı varken bir yanı yok olan.
Tarifsiz bir düşüş içindeyim.


Amak-ı Hayal

30 Nisan 2012 Pazartesi

Seni Ne Zaman Özlesem

Seni ne zaman özlesem içime kapanıyorum.
Susmuyorum yanlış anlama,
Aksine daha çok konuşuyorum içimden.
Bulutlardan anlamlar çıkarıyorum.
Gecenin bir vakti balkondan uzaklara bakarken buluyorum kendimi.
Bazen çöpleri karıştıran o kâğıt toplayıcılarında bile kendimi görür oldum.
Komik değil mi?
Ama ben gülemedim…
Benimde ellerim onlar gibi çok üşümüştür ayazda.
Bitse de çekip gitsem dediğim ilişkimizde onlar gibi çok yorgun düştüm.

Bazen bir martıda görüyorum kendimi.
Ne de güzel uçuyor, ne heybetli diyorum.
Karaya ayak basınca kayboluyor büyüsü.
Yakınlaştıkça sevimliliğini yitiriyor.

Ne zaman içime kapansam senden bir şeyler bekliyorum.
Tek taraflı olsun ben susayım diyorum.
Senden ses çıkmadıkça radyodaki şarkı uzuyor.
Bütün şarkıları kendime tutuyorum.
Hepsi ayrılıklara yazıyor.
Tuttuklarımın hepsini bırakıp, kapatıyorum.

Hani büklüm büklüm boynunda…
Hani paramparça ruhunda diyor ya şarkı.
İçim bir tuhaf.
Midem eziliyor.
Acı kahveyle sarhoş oluyorum.
Komik değil mi?
Sen hiç sarhoş olmadın ki nerden biliyorsun, diyorsun.
Ben bilemedim işte.
Aşk bitmiş,
Bu sadece bağımlılıkmış.
Ben bilemedim…

Amak-ı Hayal

26 Nisan 2012 Perşembe

Bilmiyorsun

Şimdi sanıyorsun ki susmak unutmanın göstergesi
Ah bilmiyorsun susmak ne zor
Ama konuşmakta artık çok ağır

Ben yine kelimeler biriktiriyorum
Sen sanıyorsun ki dayanamam yine konuşurum
Bilmiyorsun ki artık böyle ihtimaller yok

Ezberledik gidişleri ve gelişleri
Kısaca gidememek dediğimiz her şeyi
Sen sanıyorsun ki sevince gidilmez
Kendini rahatlatıyorsun
Ama bilmiyorsun ki
Artık mümkün değil yüz yüze bakmak

Ben sana büyük vaatler vermiştim biliyorum
Çok sevdiğimi söylemiştim
Bu yüzden bittiğine inanmakta zorlanıyorsun
Ama bilmiyorsun ki senin yalanların bitirdi
Ben ha gayret derken
Yüklenirken ikimizi de sırtıma
Yalanlarla nasıl ağırlaştın bir yük gibi
Üstüme nasıl yapıştı o sızı

Hiç birini bilmiyorsun
Belki de bilmek istemiyorsun...

Amak-ı Hayal

21 Nisan 2012 Cumartesi

Seni Özledim

Gittiğin yerden haberini alamayınca daha çok özledim.
Kimseler engel olamadı buna, olamaz da.
Kimselere bulaştırmadığım özlemimde yok oldum ben.
Her şeyi sessiz yaşadım.
Sessiz yaşamak zorunda kaldım.

Şimdi desem ki sana gel,
Gelemezsin…
Bende diyemem zaten.
Bazı cümleler için hep geç kalınır.
Senin içinde büyür, ağırlaşır, kalıplaşır.
Onca gözyaşı döküp de eritememen ondandır.

Şimdi sana anlatsam
Hiç gitmemişsin gibi
Bütün sevinçlerimi, nelerden daha çok sıkıntı çektiğimi
Bilemem ki duyar mısın duyamaz mısın beni

Şimdi dağıtsam saçlarımı ılık rüzgârlara
Otursam yine o her zamanki banka
Başlasam yine bütün sensizliklerimi anlatmaya
Dönsem baksam ki yanımdasın
Dinlemişsin, duymuşsun hepsini
Gerçek olur mu ki…


Amak-ı Hayal

18 Nisan 2012 Çarşamba

Yeniden Başlamalıyız

Hazırım hadi!
Avaz avaz bağıralım geçmişi çağlayanlara
Akıp gitsin ömrümüzden tüm dargınlıklar
Baştan başlamaya yetecek kadar güç varken elimizde avucumuzda
Bu sefer yıkmak için değil yapmak için koyalım ortaya

Senin çantandan çıkan notlar
Benim atmaya kıyamadığım hediyeler, örgüsü senin elinden çıkmış atkılar
Hepsini toplarsak
Yığıntı gibi değil, tekrar var olabilmek için
Ve daha çoğu için ilham olsun diye
Bunlar kalsın bir tek diyerek geçmişten
Ve kocaman bir parantezin içine “seni seviyorum” yazıp
Takılı kaldıklarımızı bir suya fırlatıp
Olduğumuz gibi kalıp
Olamadıklarımızı yaşayarak
Tekrar var olabilmek için bir şans olmalı hayat…

Elimize tebeşiri yeniden alıp
Tekrar çizmeliyiz asfaltları
Bu sefer sen başlamalısın oyuna
Ve berabere kalmalı.

Sen yorulduğunda benim galibiyet kazanmadığım
Ben yorulduğumda senin bunu mağlubiyet saymadığın
Adil bir oyunda aslında tamda oyun oynamadan
Yeniden başlamalıyız…

İlham müziği

Amak-ı Hayal

14 Nisan 2012 Cumartesi

Bazıları Hep Geri Gelir

Belki sana yine geri dönerim
Gelirim demeliyim belki de
Dönerim biraz terk etmek gibi

Bazılarının gidecek fazla yeri olmaz bilirsin
Ve ben sevdiğim kimseyi terk edemem
Bunu da tahmin etmek zor değil.

Gidişlerimde gelişlerimde sessiz olur benim
Çünkü öncesinde yeterince gürültü yapmışımdır
Kuru inat değil tabi
Şımarıklık hiç değil
Anlatamam bazen kendimi
Anlaşılamam
Sonra kısa kısa vazgeçerim her şeyden.
Küçük küçük bitti derim
Sonra geri gelirim.

Peki, gidenler dönünce nasıl karşılanır?
Ben hep bağra basıldım.
Çünkü bazılarının gidecek fazla yeri olmaz.
Ve çok sevilenler bunu çok iyi bilirler.
O yüzden bitti diyenler sırtını hep yarım dönerler
Ve kalanlar döneceğinden hep emindirler.

Amak-ı Hayal

Özlemin Anlamıyla Oynuyorsun

Özlemek hiç bu kadar zor olmamıştı.
Sen gelmesen hayatıma
Ve gitmeseydin öylece ötelere
Belki hiçbir zamanda bu kadar zor olmayacaktı.

Ben özlemi başka türlü bilecektim.
En fazla kuma düşüp dizlerimde oluşacak sıyrıklar kadar.
Sıcak bir yemeğin dilini yakması kadar…
Ne bileyim işte sen hariç her şey olabilirdi özlem.
Geçici ama kesinlikle geçici olacaktı
Bir gün hatırlayıp, geri kalan bütün ömür yok olup gidebilecek…

Özlemenin de dereceleri var elbet
Kimi kalbinde kimi hecende
Kimi beyninde kimi iliklerinde…

Özleminde mevsimleri var.
Bazen bahara dayanır zorla
Kışa meydan okuyanları da var
İklimsel özelliklerini taşıyamayanları var
Yazın üşüten kışın yakanları var

Ama gel gör ki seni özlemek hiç bir şeye benzemiyor.
Ne desem,
Buğulu bir aynaya yazı yazmak gibi kalıyor…

Amak-ı Hayal


Dinlenesi...

11 Nisan 2012 Çarşamba

Bakma Sen Bana

Kavgalardan sonra denir ya bazen
Bakma sen bana…

Vazgeçme cümlesidir bakma demek.
Sen ile düşüncelerim arasında kaldım seni seçtim demek.

Düşünceden vazgeçmek değil, sineye çekmektir.
Bakma sen bana…
Ben derim derim susarım demek değildir.

Bakmamalısın çünkü uzarsa cümleler
Belki düşer birimizin yüzü fazlaca
Çok seversen kıyamazsın ya
Hele özel durumlarda varsa…
Kolayca söylenebilecek kabul görmüş masum bir cümle
Bakma sen bana dersen daha çabuk hallolur her şey.

Birimizin içinde kalır ama boşver.
Kalmazsa daha büyük yaralar açılır bazen.
Biri susmak zorunda kalır.
Değil mi ki zaten zaman zaman böyle anlaşılır, uyum sağlanır.

Sen bana bakma dediysem,
Umursa daha çok benim gibi içten içe
Sözle değil sadece sıcak bir eylemle…

Amak-ı Hayal
İlham kaynağı

10 Nisan 2012 Salı

Yanlışlardasın...


Yanlışlardasın…
Umudun beş para etmediği bir hecesinde,
Yalnızlardasın…

Ağzında kuruyan kelimelerin savrulan tükürüklerinde
İsyanlardasın…

Bir sağırlık içindesin, her şey anlamsız.
Bulutlar uçuşuyor tepende,
Zemin kayıyor altından,
Zor geliyor gece…

Günün tan vaktine benziyor ömrün
Gün batamıyor içinde
Doğamıyor da öylece sensiz
Kapanıp da bir odaya ışıksız güneşsiz
Ölünmüyor da sakin sessiz…

Yanlışlardasın…
Sıkışıp da beyninin tek hücresinde
Mutlu mesut asla yaşayamazsın.
Geri kalanların sana işlemediği hücrelerinde
Mağlubiyet var kabul etmek zorundasın…

Amak-ı Hayal

Tesadüf (!)

Tesadüf yok!
İçinden hiç çıkamayanlar her daim hayatının bir yerinde karşına da çıkarlar…
Görmek istersin de bir umut yoksa şayet acıtmaktan başka işe yarayamazlar

Bazıları biter biter yeniden başlar
Başlangıçlar mı iyidir sonları mı hayırlıdır bilinmez

Bir kırık testi olur hayat
Bir çeşmenin başında da olsan
Testiden düşen damlalarda kalır aklın...

Amak-ı Hayal

3 Mart 2012 Cumartesi

Sensiz Olmadı


Keyfi çıkmadı mazeretli pazarların
İki kişilik biletlerimle yanım hep boş kaldı
Kavgayı özler mi insan
Yine sen konuş ben kulaklarımı tıkayayım istiyorum
Ben zifiri çay içeyim sen ise kuşburnunu
Biz seninle zıtlıklara lehimlenmiş hayatın örgüsünde
Mutlu, mutsuz, nedenli, sorgulu
Ben demiştim edasında intikam almayı
Senin suçun cümlesindeki rahatlamayı özlüyorum

Bulaşamıyorum ya sana
Eve geldiğimde verdiğin bir yığın sipariş birini hep unuturdum ya
Kuru kavgalardaki tatlı sitemleri özlüyorum
Alışveriş poşetlerinin dibine bağdaş kurup
Bu değil kakaolu olanından olacaktı diye hayıflanmanı özlüyorum

Sensiz olmadı
Fark etmemişim saksıdaki her bir çiçek susuzluktan ölmüş
Ellerimde ısmarlanmamış yiyeceklerin alışılmamış boşluğu
Damla sakızlı muhallebi çekiyor canım
Biri ipteki çamaşırları tek sıra katlayıp dolaba koymalı
Yatağımda sevimsiz bir ben kokusu...

Olmadı işte sensiz
Sen kazandın dönmelisin artık geri
Çorbanın tuzu senmişsin meğer
Alışmak diye bir şey varmış
Her koşulda eksiklerimi tamamlayan biri olmayınca
Önemsenmeyince illallah dedirtinceye kadar
Görememişim meğer ben seni
Kıymet verememişim tamamladıklarına

Gün ağardığında
Sesinin yokluğunda
Boş odaları kendi gölgemle yapayalnız açınca
Anladım eksikliği
Ben, çok iyi anladım ki
Olmuyormuş sensiz…