11 Nisan 2013 Perşembe

Kül Rengidir Aşk


Şiir gibi naif hisler içinde öldürmedim tabiî ki de onu
Biraz toprak soludum hafif yağmur eşliğinde
Birkaç damla gözyaşı döktüm boynumu yere eğe eğe
O kadar da duygusuz değildim yani
Bi mahalle kalabalığının oluşturduğu halkaya ruhumu sıkıştırdım ben
Fısıltılar duydum yeren, bilmeden nezdinde idama mahkûm eden

Elimde sımsıcak kanın kaldı
Sevgiliyi ilk gördüğüm, ilk öptüğüm, ilk dokunduğum, ilk elini tuttuğum an gibi…
Hemen öldürmedim ki ben onu
Konuştum önce uzun uzun
Sen beni hiç mi sevmedin diye önce sordum.
Sonra duydum, sonra öğrendim…
Önce bittim, sonra bitirdim…

Meğer sevmek yokmuş sevgili
Asfaltların gri yüzünden öyle ilham aldım
Mevsimin daha yeşermemiş yapraklarından
Yaklaştıkça üşüten deniz havasından…
Ayağımdaki kendinden vazgeçmişçesine sürüklenen bağcıklarımdan
Anladım ki sevmek yokmuş sevgili

Olmamış ki hiç
Hiç olmamışa olmuş gibi mi davrandık yani
Rüya içinde rüya görmek gibi karışık
Uyandığında hiçbirini hatırlamadığın gibi anlamsız

Dedim ya ne şiir gibi ne de şair gibi öldürmedim ben seni
Kaskatı(!) bir kalple yürüdüm üstüne
Son sözünü bilerek gömdüm seni
Elimden oldu ölümün
Sözlerinden daha noktaya varamadan ılık ılık düştün yüreğimden
Ağır sancılar çekmeden tek nefeste tükettim, tükendin
Ve bil ki asla düşüşünün ardından acaba yaşıyor mu deyip geri dönmedim.
Son duamı son cümlenden sonra bitirip amin dedim.

İkimiz adına da iki âlem içinde huzur diledim…

Amak-ı Hayal