30 Ocak 2011 Pazar

Adı yok


Yazdığım hiçbir kelamı tutunduramıyorum sayfalara.
Senin sıfatından tamlamalar yapamıyorum.
Kelimeler bile sana aitlik eki olmak istemiyor
Bir söz söylüyorum sana ulaşmadan tükenen,
Bir cümle yazıyorum.
Yazıyorumdan öteye gidemeyen...






28 Ocak 2011 Cuma

GECE

Zalim gece!
Kalk git desem bütün hıncını yüreğimden çıkartıp öyle koyulursun yola...
Bütün eziyetin söylemesende ruhuma.
Gece vakti dar sokaklar geçiti ürkekliği yaşatıyorsun bana...
Söylenecek çok sözü olan gece sukuneti...


Ya arbedesin tüm vakti kuşatan,
Ya da ürkek bir sessizlik...


Ya çığlığında sağır edici bir inilti,
Ya da vaktin keskin yüzlü gerçekliği..

26 Ocak 2011 Çarşamba

"ETME!"



Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
 
Mevlana Celaleddin Rumi

Hayat Kuralı

21 Ocak 2011 Cuma

Ayıpmışş...


Kaç heceli kelime ayıp?
Var mı bir dili ,lisanı ,bir bölgesi

Beden sana ayıp olmaz,senden de bana
Soyut kavramlarız biz
Benim elim değmez ki burdan senin eline
Bakamadım ki hiç yüzüne gerçekten bir kere
Şimdi söyle bakalım ayıbın lafı olur mu aramızda?
 

Eksiklik...


Geceleri korkunç kılan ,ayaza mahkum eden eksiklik,
Tanıyorum seni bi yerlerden...
Hani gidicem deyip de bi türlü gidemeyen mahluk değil misin sen?
Renginden tanırım seni,
Yaşattığın yüzsüz yorgan soğukluğundan bilirim ben seni.
Tanış olmaktan memnun değilim.
Lakin eksikliğin ek'iyle geldin bana
Ne yüz çevirebilirim ne de varlığını inkar edebilirim...

Yalnızlık Biriktirmek

Yalnızlık biriktirmek zararsız ve masumca.
Hislerin hepsini toplasan yalnızlık kadar direnmişlikgöstermez.
Biriktirmek iyi midir diye sorsan,tehlikeli derim ben...
Dağ olur devrilirse üstüne,
Yol olur aşılmazsa,
Ses olur da kulaklarında uğuldarsa,
Kurtulamazsın bu illetten.
Az beslemeli
Sonra hain bir dost gibi kapı dışarı etmeli.

20 Ocak 2011 Perşembe

(Sonsuzu Dilemek)

İçinde bir kasvet vardı,yüreği sancılı.
Anladım yüzünden yine ağrısı vardı.
-Üzülme dedim.Geçecek hepsi...
"Bu sefer bana inanacak gücü bile kalmamıştı"
Terlemişti,ateşi,de vardı.
-Ya benden sonraya kalırsan?
-Sus! dedim sakince.(Ben buna en başından hazırdım dedim içimden)


"yerleşik suskunluğun dönüm noktası oldu o gece"

Ömür dediğin ne ki incecik düzenek
Hem kim bilir neyin nasıl olacağını,
Gidersen üzülmem artık merak etme...
Ben bütün yüklendiğim herşey gibi onu da kendime istiyorum.
Sen benim yokluğumla yaşamazsın sevgili.


"O yüzden benden önce ölmeni çok istiyorum"

Arıyorum...


Ne okusam yüreğim sızlıyor,
Ne yazsam cümleler o oluyor.
Ve ben Şems in gidişiyle aşkın şairi olan Mevlana gibi kalıyorum  cümlelerle...
Yarım,usulsüz,aşk a düşkün...


Kokusu geliyor ayrılığın  burnuma her gözlerim yaşardığında.
Tutuyorum kendimi.
Senli cümleler  kaplasın da bu efsun bozulmasın diye habire yazıyorum.
Senli kokular ayrılığın kokusuna bulaşmasın diye kelamdan duvarlar örüyorum.
Ama sevgili; sen hangi  kokularda kayboldun bilmiyorum
Arıyorum
Ama bulamıyorum...

Kelamsız...

Şimdi koca bir boşluk
Dağ gibi mi desem,içi boş fındık gibi mi bilemedim
Ama yok işte
Koca bir delik,öyleki giden sesim suratle geri dönüyor.
Sende yankılananlar ve beni mutlu eden geri dönüşler
Nasıl desem ki
yok işte
İnsan bildiğini bu kadar zor mu ifade eder.
Diyemiyorum işte.
Şimdi
o kadar açığım ki sevgilere
O kadar müsaitim ki bana uzanacak bir ele.
Acınası kıldın beni
Öylesi bir his işte
İçimde, derinden gelen bi akıntıya kaptırdım seni.
Şimdi gelsen tutsan elimi kaldırsan beni
Nasıl sıcak geliyor bu cümle...
Sevgiyi bende veba niyetine mi bıraktın?
Her yanım sızlıyor ve her gün daha da çoğalıyor.
Yollar asileşti sana geleyim diye önümü kesiyor.
Gelemem ki...
Yollar da dahil hiç birşey eskisi gibi değil ki...

19 Ocak 2011 Çarşamba

İstasyon...


Bir valiz aldım elime
Rengi senin sevdiğinden
İçine senli hatıları doldurdum.

Güneş ufka değdi,uyandım.
Senli alışkanlıklarımla erken saatlerde yola koyuldum.
Gelmek istemedi o valiz benimle inan.
Ben sürükledim zorla!
Yokuşlarda kan ter içinde kaldım,
Aşağılara inerken bile kolay olmadı.
Daha yolu yarılamadan ellerim su topladı.

Her zamankinden daha çok ses çıkardı.
Açıp baktım içine  kırılan bir şey var mı?
Hiç bir şey bulamadım.

Aşıya giden çocuklar gibi" geri dönelim n'olurr "dedi.
Sızlandı...
Duymamazlığa verdim.
Kalınmazdı artık oralarda
Üç kişi paylaşamazdık hatıraları.
İkilik düzeni bozulduğu vakit,valiz toplamalı...

Anladı eminim ne hissettiğimi
Usul usul yola koyuldu.
Yüküm yeterince ağırdı
Kesti gıcırtısını  artık o da durumun farkındaydı...

18 Ocak 2011 Salı

Çok mu kolay bu son demesi vermiyorum ki son nefesi...


Sonsa  bu şayet,tut! Verme son nefesini.
Bedenin şikayet edecek ama  aldırma.
Sonrası daha rahatsız edici ne de olsa.
Bedeninle bir son arasında kalacaksan şayet,

tut bütün zamanı !
Asıl akrebe yelkovana sakın bırakma.
Benim gibi güvercin salar gibi son cümleleri
savurma..
Ömrünle beraber gider o tek heceli kelime.
Gerisinde sakın kalma.
Eş değer olmalı verdiğin nefesle edindiğin son.
Gücün yoksa şayet bunu yapmaya,
Uzak dur biz li cümlelerden...
Mümkünse hiç ama hiç bulaşma...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Ey Gönül!

Can'a değecek sevgili ! Gidince özlerim ben seni
Dokundukların alev olur yakar avuç içlerimi
Suskunluk dar gelir manası düşük cümlelere...
Hayat sen olur sığamam hiçbir yere.
Yüzüm asvalt olur düşer önüne.
Gelemediğin her yol benim sevgili...
Suretime büründürülmüş yaftalarla sevme beni.
Ya canıma canan ol al götür beni,
Ya da bu tende ikilik var de ayır senle ben dehlizini...

14 Ocak 2011 Cuma

Baki sevgili…

Zaman hep aynı rakamda
Dakikalar hiç ilerlemiyor.
Kayıp usul usul tükeniyorsun ellerimde
Sabret diyorum kendime
Duyuyorsun sanki beni, ellerin ellerimden uzaklaşıyor.
Gözlerimde istem dışı bir veda burukluğu
Azarlar gibi bakıyorsun gözlerime
Seninle aynı bakışları paylaşmadığım için denk gelmemeye çalışıyorum, ama ne çare…
İkimizin de yüzü ıslak
Aynı yağmurlarda beraber yıkandık son defa
Ve aynı sevgiyle sildik birbirimizin gözyaşlarını

İçimdeki sinsi duygular çekiştirmeye başladı
-bu son!
-hayır! Bu son olmamalıydı…
Nefesini duyuyorum sevgili
Sanki sayarsam bitecekmiş gibi
Korkuyorum ve kendime hakim olmaya çalışıyorum
Son soluğun bana bakışında kaybolmamalı
Ve gözlerini kapatan el ben olmamalıyım
İnandıramadım kendimi
Belki ben inanmadığım için gittin sevgili
Kaç kere silkeledim seni, bir daha elimi tut diye
Sitemliyim sana!
Kızgınım kendime
Dünyanın tek gideni ve ayrılan ilk bizmişiz gibi


Kalbimde deli bir saplantı
İçimde bana yabancı bir duygu
Açmalıydın gözlerini
Ve
Son kez yanımda olacağını söylemeliydin.
Güç vermeliydin
Bir bahar daha yaprakların gün be gün nasıl renk değiştirdiğini izleyebilirdik.
Odamızdan hiç çıkmasak ta olurdu
Tek şahidimiz duvarlar olacaktı sevgili.

Ellerin soğumaya başladı ve de bütün bedenin
Ak pak beyazlarla yolcu ettik seni.
Bana kızarsın diye dik durdum tuttum kendimi
Şimdi o beyaz mermerleri bile yakıştırıyorum sana
Eşilmiş o bulgur rengi toprağı da…

Ölüm sen gidene kadar soğuktu sevgili
Sen şimdi gittin ya(!) sanki daha çok yaklaştık.
Sen şimdi güya uzaksın ya(!) artık daha çok hissediyorum seni.
Soğuk mermerin bile alev alev
Her dokunduğumda içimde ılık bir rüzgâr…
Toprağından öpmek istiyorum seni…

Baki sevgili…

11 Ocak 2011 Salı

Veda

Gelemediğim şehir.
Kavuşamadığım toprağına cananımı yolluyorum...
Ne hüzün,Ne esaret,Ne çaresizlik anlatamam...
Yol bitmiyor,gönlüm oralardan buralara gelmiyordu.
Ne tarifsiz bir duygudur özlem çekmek.
Büyük gölgelerin şehri.
İçine aldığın o küçücük beden...
Seması ortak,dünyaları ayrı yaşadığımız insanla umutsuzluğumu büyüten şehir.
Çıkmazında nefes nefese kaldığım soluksuz hissiyat.
Alnımı secdelere kapatan o sonsuz istek.
Bitti hikayem...
En acımasız sonu solukluyorum şu anda.
Şimdi en zor olanı yapıp dilsizliğe gömülmek zamanı...

9 Ocak 2011 Pazar

NOKTA...

Suretini gördüm hayâsızdı yine
Adabından bir şey kalmamışçasına bakıyordu öyle
Her gece tükürdüm arsız gölgene
Kan döktü gönlüm çetrefilli dilinde…

Zuhur eden asalet nerelere gitmişti?
Samimiyetin kanlı kabzası hangi ananeye denkti…
Sevmek ne demek? Sevilmek ne demek, hiç mi bilmedi?
Yangının odununa benzer bir histi…

Aptallık bulaştı senle olalı
İyi niyet sarmıştı hâlbuki yalanda yol alalı…
Garipliğin hazanında ben tek kalalı,
Öptüğüm etekte sadece hezeyan kaldı…

Başını vursan da bin taşa ahımsın
Vicdanıma çelme, gönül yüzümde yarasın…
Titreyen elimde son yazı, son kelamsın,
Adabın gecesinde demlenen sükunetin utansın..

Suların temizlemez o kötü sözü
Hakkın hakkullahında reva bulmaz, gülmez bu yüzün
Rahatsan uyu örtsünler üstün(!)
Toprak bile paklamaz öylesine büyüktür “özrün”…

Bana ne gerek ki nükteli sözler,
Olmayana verilmiş belli ki o süslü değer
Tahtadan kapılara vurulmuş zincire benzer…
Sürgünün son süngüsü…
Fire vermiş bu gönlümde… Geçmiş bahar… Hasadı neyler…


Nazarımda naçizane olanlara atfola… (nispeten değersiz olmuşlara meyilli bir şiir)



Değermiymiş...


Hayatı ucuz anketleri doldurur gibi cevapladık…
Değermiymiş
Son gibi gördüklerimizden başlangıçlar çıkardık, yeni yüzlere yeniden ümitlenerek baktık…
Zayi ettik,
Yeniden şah olduk
Ve battık
Değermiymiş
Hayatı bîperva düşüncelerle zamana katık yaptık
Ne yedirdik ne de yedik
Hepten aç kaldık…
Ahhh! Ne acı
Ne yazık…
En güzel anı bile başa çıkaracak kadar kabiliyetli olamadık
Hep yanlış olmayanın yanındayız sandık…
Farkındalık eşiğinde gittik geldik…
Bazen olması gerekeni kavradık, bazende olması gerekenlere “bakamadık …”
Yırttık hayattan yapıştırdık en alakasız yerlere renkleri,
Ne uydurduk ne de uyduk o çerçevelere…
Güya yaşarken yaşlanmadık,
Kararttığımız yüzümüzü hep ak sandık…
Bak gördün mü?
Yine yanıldık
Görüyorsun değil mi?
Yine yanıldık...
Hak ettiğimiz ama alamadığımız sözlerin altında ezilmedik mi?
Fark ederek yanmadık mı? Bile bile…
Boğuşmadık mı her içsel konuşmamızda gece ile birlikte,
Ağlayıp ta çaktırmadığımız olmadı mı?
Yanmadık mı?
Hep yalandan yaşamadık mı?  

Amak-ı Hayal

7 Ocak 2011 Cuma

Gölgeler...

Gölgeler düşlüyorum içimde,
Her birinin rengi olsun şöyle,
Hayal bu ya boyayacağım  düşlerimi alacalık eşiğinde.
Bir ışığın aksidir çoğu zaman gölge.
Onu güneş var ederken, güneşin var olmadığı yerlerde de yaşar sanırlar bir fiil niyetsizce…
Bir cismin uzantısından ibarettir diyenler ne çok anılırlar.
Bir cisim olmasa da vardır hep gölge…
Seçemezsin birini diğerinden,
Herkesin bildiği bir ifade midir şu meçhul gölge?
Karadır, karanlıktır düşlere tasvir olunan mekânlarda.
Ben boyasam da onu gökkuşağı misali masalsı bir anlatımla,sayfalara bile düşer manidarlığı hayatın
uzantısında bir mana oluştururcasına…
Soluksuzca bir çırpıda okunması gereken uzun cümlelere bile sığmaz aslında.
Karanlığın aksinde güneş aratır bazen insana…
Yazarken yazında, düşünürken düşüncende beliren,
Hep üstüne basmaya çalıştığımız, kovalayıp da bir türlü yakalayamadığımız,
Çocuksu demlerin bir alıntısı olmayı hep başarmıştır bu kara muamma…

6 Ocak 2011 Perşembe

Serzeniş...

Niye hep ben deyip kadere bîperva isyan edesim var
Hiç mi kurumasına müsaade edilmez şu yaşlarımın
Ahh! ne acı
Ben kıvrandıkça büyüyor kederim
İçimi alıp da duvarlara çalasım var! Hiç mi dualar kabul olmaz? diyesim var...
Bütün olmazları toplayıp bir çuvala meydan meydan sürükleyesim var
Dinmez ki
Hiç dinmeyecek
Hiç göremeyeceğim seni
Bu sızı hiç geçmeyecek
Ne eskilerimi atabildim ne de ne de...
Derin suskunluk anlar artık sadece beni
Ne hüsran ne de bir inilti
Kader demek varmış nasipte
Susmak ve asaletlice sahiplenmek sana verilene
Bazı şeyleri uzansan da tutamazmışsın
Geç öğrendim, zor toparlanırım
İniltinin yankılanan isyan dehlizlerinde
İçimi çeke çeke yola devam
Ben seni ölesiye özledim......................................Hüsn-ü  zan!