3 Kasım 2016 Perşembe

Sebepsiz...

Işıksız kapılarda kaldım
Çalamıyorumda gönlümce
Öyle biri var ki
Eski, sürgüsü bozuk bir kapının öte tarafı
Anahtar deliği büsbütün boşluk

Eğilip  baksam görür müyüm
Ona dair ne varsa işte
Belki bir yatak
Bir battaniye
Dünden kalma bir kaç şiir
Biraz özlem
Kirli bir gömlek
Biraz rutubet...

Kimseye görünmeden gitmek gerek
Yapamıyorum...
Hem kaçıp hem de kalmak öylece
Kıvranıyorum...

Sevmek deli cesareti
Bir o kadar da ötede
Elimi uzatsam yakalarmışcasına
Sebepler silsilesi
Ansızın gelenler
İz bırakıp gidenler...

Zamanın sahibi  var
Kadere hükmeden
Gönülü gönüle sevdirenin bir bildiği var

Yollar uzuyor
Uykusuz geceler...

~S'özde Yazar~

22 Ekim 2016 Cumartesi

Diyemiyorum

Mevsimler hiç karışmazdı bu kadar.
Yollar uzamazdı varlığında...
Sonunda senin olmadığın her yer çocuksuz sokaklara çıkıyor.
Neşesi kaçmış asfaltlarda yürüyorum.
Yürüdükçe uzayan mesafeler var.
Keyfim kaçıyor...

Havada güneş var içimde kaygı.
Bir renksiz giysiye takılıyor gözüm.
Sözüm ve tüm kurduğum cümleler sadece kendime.
Yarısından çoğunu beğenmiyorum.
Kalanları da kimseye anlatmıyorum.
İçimde susanlar ise konuşanlardan daha beter...

Elimde avucumda ne kadar cümlem varsa serdim önüne demek istiyorum.
Diyemiyorum...
Biriktirdiğim  tüm cümleler eriyor varlığında.
Alıp da sana gelemiyorum...
Al bu senin diyemiyorum...

10 Ekim 2016 Pazartesi

Çıkmaz...

Ne yazsam önce üstünü çizecek
Sonra kıyamayıp cümle içine katacaktım
Hem ifade edebilmek için can atacak
Hem de sen bilme diye saklamaya çalışacaktım

Hesabı yoktu tabiki hislerin
Ama kaygılıydı duygular
Bir o kadar da beklentisiz...

Bir demli çayın dibinde kalakalcaktım...

Adını  soracaktın  cevaplayamadığım
Sonra neden ben diyecektin...
Hesaplar karışacaktı.

Tarifini yapamadığım şeyler arasına katacaktım seni de.
Başka bir sebepsizlik  seni hatırlatana  dek
Orada kalacaktın...

Bana beni sevme diyorsun yok böyle birşey

~S'özde Yazar~

29 Ağustos 2016 Pazartesi

ADINI SEN KOY

Bir güzel duygu düşse gönlüme yazsam şuraya
O kadın, desem; saçları gece kadar karanlık, sözü nefesi kadar aydınlık
Ah o alnındaki açıklık, yüzündeki parlaklık
Gözündeki sevinç, dilindeki tatlılık...


Bir duygu düşse gönlüme yayılsa hücrelerime dalga dalga
Kuşatsa beni büsbütün, oynasa benimle
Zihnimden geçenleri anlatsa, dizlerimin bağından haberdar olsa...

Bir söz söylese duygularımdan daha üstün.
Baksa bana uzun uzun, anladım dese tek bir hareketiyle.
Sevse beni o tarifsiz duygular içinde
Adını sen koy dese de bulamasam tarif edecek tek bir cümle

Ah o duygu yok işte
Bakan yok gören yok duyan yok
Hele seven hiç yok
Siyah saçlı kadınım, bir duygu düşse gönlüme adını sen koyacağım

~S'özde Yazar~

1 Aralık 2013 Pazar

Saklambac

Bir ağaca doğru yumdum gözlerimi.
Acı bir söğüt kokusu alıyorum.
Saymaya devam ediyorum yirmi sekiz yirmi dokuz önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe…

Saklanmadın…
Ya hiç saklanmadın ya da hep bildiğim yerlere saklandın.
Ya ben seni iyi tanıyordum ya da sen beni yormak istemiyordun
Velhasıl bir oyunun tek ebesi oluşumun sebebisin sen
Kaçarken aslında yakınlaşmak nasıl olur senden öğrendim ben.
Bir gün geldi kaybettim seni
Oysa hep aynı yere saklanacağından o kadar emindim ki

Ne zaman orda olmayacağını kabullenmeye kalksam duvarlara dönüyorum yüzümü
Kulağıma fısılda diye bekliyorum rakamları
Arama başka yerler ne olursun
O kadar alıştım ki bıraktığım yerde bulmaya
Gitme ne olursun
Ellerimi yüzüme son kez kapatıyorum
Son rakamı söylüyorum
Seni çok özlüyorum...

Dinlenesi
Amak-ı Hayal

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Yaşamadan Ölmeyecek


Bazı kapılar yine aynı odalara çıkıyor.
Durduramıyorum zamanı, kaderi, tahmin edebildiğim ama geri adım atamadığım her şeyi. 
Aynı sonlara yaklaştırıyor hep kader.
Sil baştan yaptırıyor her seferinde.
Hikâyenin sonunda sevilen adam ölüyor.
Yine toprak kokuyor her yer.
Yine dualar yükseliyor göklere.
Yeşil örtülerle bezenen aynı manzaralara şahit oluyor seven.

Sevilen yine oyunu gitmekten yana kullanıyor.
Adil davranmıyor.
Ki biliyor herkes veda ettiğinde başlayacak sorgu sual.
Bütün tembihlere rağmen yanlış cevap vereceksin.
Çünkü hiç doğrularla yaşamayı ve de o doğruların içinde kalmayı tercih etmedin.
Bir karanfil bırakacaklar toprak kokusunun tazeliğinde.
Ve bir teslimiyetle sulayacaklar elvedayı.
Ki elin kolun yetmeyecek sırtını dönenlere.
Sesin ulaşmayacak…

Yaşattığın çıkmaz sokakları yaşayarak öleceksin ölmeden önce.
Sesini duymayanlar olacak.
Gördüğün halde görülmediğin zamanlar yaşanacak.
Öyle eminim ki; insan yaşattığını ölmeden önce muhakkak yaşayacak…


Amak-ı Hayal

3 Mayıs 2013 Cuma

Sen Sevmekten Yana Ol


Yapma!
Kırmadan geldin kırmadan git bir kez olsun.
Sen yapmadın o gönlü, ol deyip sen diriltmeyeceksin bu vücudu.
Verdiğinden daha fazlasını sömürmek olmasın arzun.
Merhamet için gel, en çok seven olmak için gel.
Muhabbetinle başka bir cana can katmak için gel.

Ömrü nefessiz yaşar gibi hissettirme bi çare!
Abı hayat olmak için gel.
Ellerimi ellerinin arasına sıkıştırıp huzur vermek için gel.

Yapma!
Beni önce sevip sonra kendini sevdirip sonra yok etmek için geliyorsan şayet
Yapma!
Öyle kırgın ki bu gönül…
İyi niyetiyle sevgisi arası koskoca bir kurak yol.
Cana değmek için değil canı yakmak için sakın yaklaşma.
Ya bir vuslatın başlangıcı ol ya da teğet geç bu ömrü hayattan.

Ya gel ışığım, sevincim, aşkım, aşığım ol
Ya da tutunamayanlar listesinin son ismi ol(!)
Her ne niyetle vardıysan yanıma, ne olursun benden yana, sevgiden yana ol.


Amak-ı Hayal