18 Ağustos 2011 Perşembe

Umut Durağı İstanbul...


Göçebe hayatlara teslim umutlar,
Elini uzat koca İstanbul.
Yarınlar kara, hayaller yarım
Gidenin elvedası kalır düğüm gibi boğazlarda.
Kaybolduğum kalabalık yollarında,
İsmini hatırlamadığım sokaklar
Ve sessiz, ürpertici sinsi geceler…

Ümit besleten, acımasız asfaltlara üvey bırakan.
Kıt kanaat geçindiğim günlerim,
Valizim İstanbul, tutsağım son şehir.
Liman aldım çaresizliğinde, önümde ufak teselliler
Ve bulduğum ikinci sınıf yerler.
Bitmeyen mesailer…

Mutluluğum ol tenimde bir cümle.
Taşlanmış, yosunlaşmış yerlerde içimdeki sesi sende ezme!
Herkes gitse sen kal! Dediğim her şey artık çamursu…
“Boğulduğum denizlerden çek al beni”
Bul beni…

Kimse benzemiyor sana bu şehirde,
Göçebelik bize göre değilmiş,
Veda bizi büyütememiş,
Yutan bir şehirsin sen.
Büyüklüğün içimde uzayan bir dehliz

Yarım çantalarımın ağzı artık kapanmıyor
Giderek yerleşiyorum sensizliğin şehrine
İçimi en çok bu acıtıyor.
Alıştım mı bilmiyorum
Bildiğim tek şey,
Sensizliğin şehrinde ben çok üşüyorum.

Hisarı önüme alıp hayale dalıyorum
Dalgalara gözlerimdeki derin sessizlikle isyan ediyorum.
Sular çarpıyor hecelerime
Ve ben tekrar sana gömülüyorum.
Hasretimi büyüten şehir,
Ben gittikçe sana geliyorum…

Köprüler kuruyorum iki yakayı ben bağlamışçasına,
Hayatımdaki sensizliği kavuşturamıyorum.
Elimi uzatıyorum, tutamıyorum.
Her gün ölüyorum…

Alışıyorum yokluğuna kalabalık mekanlarda
Deniz kokusu çekiyorum içime İstanbul ayazında.
Sen demek bazen hiç gelmiyor içimden.

Üç gün çalışıp, beş gün sensizliğe demir atıyorum
Her ayrılığı düşündüğümde
Kız kulesi manzarama bir taş sektiriyorum.
Ve bir son yazmak istiyorum sensizliğin çehresinde büyüyen yeni hayatıma.
Düşlerin şehrinde bir tercih yapıp
Önce kendimden
Sonrada senden
VAZGEÇİYORUM…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Biliyorsun değil mi, ne diyeceğini ne kadar merak ettiğimi? =)