24 Kasım 2011 Perşembe

Ben gel demeye yüzsüz, sen gelmeyecek kadar arsız...

Ahh gönlüme tutsaklık getiren varlığın,
Ve varlığına canhıraş gönlümün dumanı tüten sızısı...
Heceleri birleştirip, kelimeleri birbirine tutuşturup koşamıyorum sana.
Ellerim bağlı, dilim ona keza ve zihnim bilinmeze doğru yol almış durumda...
Varlığından kalanlar çürüyor çaresizliğimin ellerinde.
Hayıf oluyor/ ziyan oluyor/ telef oluyor senli tüm ezberler bu belirsizlikte...
Gelsende değişmeyeceğini bildiğim tüm mutsuzluklar elimde avucumda ne varsa yok ediyor.
Dört duvarımı daha aşılmaz, sensizliği daha dayanılmaz kılıyor.
Elimde olanlarla, varlığına ümit ettiklerim arasındaki uçurum gittikçe büyüyor.
Korkutuyor altında ezildiklerimin verdiği acı.
Kimselere diyememek çok acıtıyor.

...

Tarifsizliğe reva görülenler beni içten içe kemiriyor.
Hesabını göremediğim, çıkıpta meydanlara haykıramadığım gerçekler kaderimi sensiz kılıyor...
Gel! Demeye yüzsüz arsız kılan satır aralarına gömüyor mahçubiyeti,
Çaresizlik elde kalan acımasız bir sermaye oluveriyor.
Biriktirdiklerimle gözden çıkardıklarımın arasındaki  uçurum  gün geçtikçe daha çok büyüyor...

Ben gel demeye yüzsüz, sen ise gelmeyecek kadar arsız...

...

3 yorum:

  1. çok güzel yüreğinizden dökülenler..

    Arsızlığı bırakıp gelmesini istenenin biran önce gelmesi dileğiyle

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Gezginay:

    İstemem artık gelmeni
    yokluğunda buldum seni,
    Bırak vehmimde gölgeni,
    Gelme artık neye yarar...

    :)

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Benim dar günümde ağlamayan yar,
    Daha ağlamasın ben öldükten sonra..

    YanıtlaSil

Biliyorsun değil mi, ne diyeceğini ne kadar merak ettiğimi? =)